whatsapp durumları

whatsapp

whatsapp durumları

Sponsor Bağlantılar


İngilizce WhatsApp Sözleri

Günümüzde herkes WhatsApp durumlarından ilgi çekici sözler paylaşarak popüler olma peşinde koşuyor. Fark yaratmak ve diğer kullanıcılardan farklı olmak için belki de WhatsApp durumlarında etkileyici sözler kullanmak çok iyi bir yöntem. Fakat sıradan ve Türkçe olan durumlardan herkes gibi siz de artık sıkılmış olabilirsiniz. Eskiden Fransızca bilmek modayken şimdilerde İngilizce bilmek moda olmuş durumda. Sizin de buna ayak uydurarak durumunuzu değiştirip İngilizce WhatsApp Sözleri yazmanız fena olmayacaktır. Eğer etkileyici ve anlamlı olabilecek İngilizce WhatsApp Sözleri ni durumunuza eklerseniz fark yaratacağınızdan ve kişilerin bu sözün anlamını merak edeceğinden eminiz.

Hatta öyle anlar gelecektir ki İngilizce bilmeyenler bu sözün anlamını ya size soracak ya da sözlük yardımı alacaklardır.

If you want to shine like the sun, first burn like the sun. (Eğer güneş gibi parlamak istiyorsan önce güneş gibi yan.)

You will win if you don’t quit. (Eğer bırakmazsan kazanırsın.)

Everything you can imagine is real. (Hayal edebileceğin her şey gerçektir.)

Live together, die alone. (Birlikte yaşa, yalnız öl.)

Don’t criticize what you can’t understand. (Anlayamadığın şeyi eleştirme.)

To the world you may be one person, but to one person you may be the world. (Dünya için bir kişi olabilirsin fakat bir kişi için de dünya sen olabilirsin.)

Pardon others often, thyself never. (Başkalarını sık sık affet ama kendini asla.)

I could either watch it happen or be a part of it. (Ya gerçekleşmesini izlerim ya da bunun bir parçası olurum.)

You only live once, but if you do it right, once is enough. (Bir kez yaşarsın, ama eğer doğru yaparsan, bir kere de yeterlidir.)

Love the life you live. Live the life you love. (Yaşadığın hayatı sev. Sevdiğin hayatı yaşa.)

I need a six month vacation twice a year. (Yılda iki kez altı aylık bir tatile ihtiyacım var.)

I’m not perfect, but I’m loyal. (Mükemmel değilim fakat sadığım.)

It’s not over until you win. (Sen kazanana kadar bitmeyecek.)

Don’t try to be different. Just be good. To be good is different enough. (Farklı olmaya çalışma. Sadece iyi ol. İyi olmak yeterince farklıdır.)

Go big, or go home. (Büyük oyna ya da evine git.)

Everything has beauty, but not everyone sees it. (Herşeyde bir güzellik vardır, ama herkes bunu göremez.)

Advertising is legalized lying. (Reklam yasallaşmış yalan söylemektir.)

Tell the truth and then run. (Doğruyu söyle ve kaç.)

Every accomplishment starts with the decision to try. (Her başarı denemeye karar vermekle başlar.)

One thing only I know, and that is that I know nothing. (Tek bildiğim şey, hiçbir şey bilmediğimdir.)

When you’re finished changing, you’re finished. (Değişmen bittiği zaman, sen de bitmişsin demektir.)

No bees, no honey; no work, no money. (Arı yok, bal yok; iş yok, para yok.)

A mother’s heart is always with her children. (Bir annenin kalbi her zaman çocuğuyla birliktedir.)

A heart that loves is always young. (Seven bir kalp her zaman gençtir.)

I don’t trust words, I trust actions. (Kelimelere güvenmem, eylemlere güvenirim.)

Do it today, or regret it whatsapp durumları tomorrow. (Bugün yap ya da yarın pişman ol.)

Get busy living, or get busy dying. (Ya yaşamakla uğraşacaksın ya da ölmekle.)

Everything that kills me makes me feel alive. (Beni öldüren her şey yaşadığımı hissettiriyor.)

The present is theirs; the future, for which I really worked, is mine. (Bugün onlarındır; uğrunda gerçekten çalıştığım gelecek, benimdir.)

A woman either loves or hates; she knows no medium. (Bir kadın ya sever ya da nefret eder; ortasını bilmez.)

Sometimes you have to travel a long way to find what is near. (Bazen yakın olanı bulmak için uzun bir yolculuk yapmanız gerekir.)

A dream you dream alone is only a dream. A dream you dream together is reality. (Tek başına gördüğün bir rüya sadece bir rüyadır. Birlikte gördüğün bir rüya gerçektir.)

It’s hard to beat a person who never gives up. (Asla pes etmeyen bir insanı yenmek zordur.)

Life shrinks or expands in proportion to one’s courage. (Hayat birinin cesaretine orantılı olarak küçülür veya genişler.)

I ask not for a lighter burden, but for broader shoulders. (Daha hafif yük istemem fakat daha geniş omuzlar isterim.)

 

Bu haber 20 Eylül 2017 tarihinde tarafından Whatsapp Sözleri kategorisi altına yazılmış. ve Yorum yapılmamış

Benzer yazılar

Yorum yapılmamış


Yorum yapın


© 2017